Diğer

Erkek KOAH Hastalarinda Osteoporozun Degerlendirilmesi - Orijinal Arastirma

  • Hale Karapolat
  • Sibel Eyigör
  • Alev Gürgün
  • Yesim Kirazli
  • Özen Kaçmaz Basoglu
  • Berrin Durmaz

Turk J Osteoporos 2007;13(3):-

ÖzetAmaç: Osteoporoz, kronik obstrüktif akciger hastaligi (KOAH)’in önemli komplikasyonlarindan biridir. Çalismamizda, KOAH hastalarinda kemik mineral yogunlugunun saptanmasi, kemik mineral yogunlugu ile kemik mineral metabolizmasi ve hastalik ciddiyeti arasindaki iliskinin degerlendirilmesi amaçlanmistir.Hastalar ve Yöntem: KOAH tanili 25 erkek hasta (ortalama yas: 66±7,23 yil) ile 29 saglikli erkek kontrol (ortalama yas: 63,68±8,04 yil) çalismaya alindi. Hasta ve kontrol grubu, kalça (femur boyun, femur ward üçgeni) ve lomber kemik mineral yogunluk ölçümleri (KMY), kemik mineral metabolizmasinin biyokimyasal (kan kalsiyum, kan fosfor, 24 saatlik idrar kalsiyum, kreatinin klirensi, osteokalsin, deoksipiridinolin) ve hormonal belirteçleri [gonadotropinler (FSH, LH, serbest testesteron), parathormon] açisindan degerlendirildi. Bulgular: KOAH ve kontrol grubu arasinda kalça ve lomber bölge KMY ve T skorlari açisindan anlamli fark saptanmadi (p>0,05). KOAH grubunda kontrol grubuna göre, serbest testesteronda (p=0,008) anlamli düsüklük saptanirken, parathormon (p=0,000) ve osteokalsin (p=0,016) degerlerinde anlamli yükseklik oldugu görüldü. KOAH hastalarinda solunum fonksiyon testleri, hastalik süresi ile lomber omurga ve femoral bölgedeki T skoru ve KMY arasinda anlamli iliski saptanmadi (p>0,05).Sonuç: KOAH hastalarinda KMY saglikli kontrol grubundan farkli olmamasina ragmen bazi biyokimyasal ve hormonal belirteçlerde farklilik saptanmistir. Osteoporoz kiriklara yol açan önemli bir komplikasyon oldugu için, riskli grubun belirlenmesi, koruyucu ve tedavi edici önlemler alinmasi bu yönüyle önemlidir.  (Osteoporoz Dünyasindan 2007;13:70-4)Anahtar kelimeler: KOAH, osteoporozSummaryAim: Osteoporosis is an important complication in patients with chronic obstructive pulmonary disease (COPD). The aim of this study is to determine the bone mineral density (BMD) and assess the relationship among bone mineral density, bone metabolism and the clinical data in patients with COPD.Patients and Method: 25 male COPD patients (mean age: 66±7.23 years) and 29 healthy male controls (mean age: 63.68±8.04 years) were enrolled into the study. COPD and control groups were assessed for hip (femoral neck and Ward’s triangle) and lumbar BMD, biochemical (blood calcium, blood phosphate, 24-hour urine calcium, creatinin clearance, osteocalcin, deoxypyridinoline) and hormonal [follicle-stimulating hormone (FSH), luteinising hormone (LH), free testosterone (sT), and parathyroid hormone (PTH)] markers. Results: No significant difference was found in BMD and T scores of hip and lumbar areas between COPD and control groups (p>0.05). When compared to the control group, COPD patients had significantly lower free testosterone (p=0.008) and significantly higher osteocalcin (p=0.0016) and PTH (p=0.00) values. Pulmonary function test and duration of disease were not correlate with lumbar and hip BMD in COPD group (p>0.05). Conclusion: Although BMD did not differ in any groups, some hormonal and biochemical markers were different in patients with COPD. Because osteoporosis is considered as an important complication to cause fractures, it is important to identify the risk groups for osteoporosis and take preventive and therapeutical measures. (From the World of Osteoporosis 2007;13:70-4) Key words: COPD, osteoporosis

Giris

Kronik obstrüktif akciger hastaligi (KOAH) tedavisinde temel amaç, akciger fonksiyon bozukluguna bagli olarak olusan semptomlari ortadan kaldirmaya yöneliktir. Ancak hastalik ilerledikçe ve kullanilan ilaçlara bagli ortaya çikan bazi komplikasyonlar da göz ardi edilmemelidir. KOAH hastalarinda; akciger hastaligina (dispneye bagli aktivitede azalma, sistemik inflamasyon, iskelet kas kitlesinde azalma), verilen tedaviye (kortikosteroid tedavisi), yaslanma (hipogonadizm, inaktivite, kas kitlesinde azalma) ve aliskanliklara (sigara, alkol) bagli olarak gelisen osteoporoz morbidite ve mortaliteye yol açan önemli komplikasyonlardan biri olarak kabul edilmektedir (1). KOAH hastalarinin % 35-72’sinde osteopeni ve %36-60’inda osteoporoz görüldügü belirtilmektedir (2). KOAH hastalarinda kirik olusmadan önce gerekli tetkiklerin yapilip koruyucu önlemlerin alinmasi ve osteoporoz tedavisinin baslanmasi bu yönüyle önem kazanmaktadir. Ancak KOAH ve osteoporoz iliskisi tam olarak ortaya konulmamis ve bu konuya yönelik takip ve tedavi kilavuzu henüz hazirlanmamistir.Bu nedenle çalismamizda, stabil hafif-orta dereceli KOAH hastalarinda, kemik mineral yogunlugunun saptanmasi, kemik mineral yogunlugu ile kemik metabolizmasi ve klinik veriler arasindaki iliskinin degerlendirilmesi amaçlanmistir.


Bulgular

40 hasta çalisma için gönüllü oldu, 30 hasta dahil olma kriterlerine uygun görüldü ve 25 hasta (ortalama yas: 66±7.23 yil) çalismaya katilmayi kabul etti. 29 saglikli kontrol hasta (ortalama yas: 63.68±8.04 yil) çalismaya alindi. Hem kontrol hem KOAH grubunun tümü erkeklerden olusmaktaydi. KOAH ve kontrol grubunun demografik özellikleri karsilastirildiginda, KOAH grubunda kontrol grubuna göre; bireysel ve ailesel kirik öyküsü anlamli olarak yüksek saptanirken, EVOS kalsiyum skorunda ise anlamli olarak düsüklük saptandi (5). Buna karsin her iki grup arasinda VKI ve EVOS fiziksel skor açisindan anlamli fark saptanmamistir (5). KOAH ve kontrol grubunun demografik özellikleri Tablo 1’de gösterilmistir. KOAH grubunun klinik özellikleri ise Tablo 2’de gösterilmistir. KOAH ve kontrol grubu arasinda; lomber, femur boyun ve femur ward üçgeninde osteoporoz ve osteopeni yüzdeleri açisindan fark saptanmadi (5). KOAH ve kontrol grubunun osteoporoz ve osteopeni yüzdeleri Tablo 3’de gösterilmistir. KOAH ve kontrol grubu arasinda T skorlari ve KMY degerleri ölçümleri açisindan anlamli fark saptanmadi (5). KOAH grubu ile kontrol grubu arasinda; kan degerleri açisindan karsilastirildiginda, KOAH grubunda sT (8) anlamli düsüklük saptanirken, PTH (p=0,000) ve osteokalsin (16) degerlerinde anlamli yükseklik oldugu görüldü (Tablo 5). KOAH hastalarinda solunum fonksiyon testleri (FeV1 %, FeV1/FVC%) ve hastalik süresi ile lomber omurga ve femoral bölgedeki T skoru ve KMY arasinda anlamli iliski saptanmadi. (5). Sadece ataklar sirasinda sistemik kortikosteroid alimi ile KMY arasinda iliski saptanmadi (5).


Tartisma

Çalismamiz sonucunda hafif ve orta derecedeki KOAH hastalarinda KMY saglikli kontrol grubundan farkli olmamasina ragmen, bazi biyokimyasal ve hormonal belirteçlerde farklilik saptanmistir.Bishoff ve arkadaslarinin yaptiklari derlemede, KOAH hastalarinda %35-72 oraninda osteopeni, % 36-60 oraninda osteoporoz görüldügü belirtilmistir (2). Bizim çalismamizda, % 59.1 femur boyun, % 60.0 femur ward üçgeni ve % 61.9 oraninda lomber osteopeni saptanirken, %4.5 femur boyunda % 10.0 femur ward üçgeninde ve %19.4 lomber osteoporoz saptanmistir. Çalismamizda, hafif-orta derecede KOAH hastalarinda lomber ve kalça bölgesinde KMY ölçümleri ve T skorlari açisindan kontrol grubu ile fark saptanmamistir. Bizimle ayni sekilde Karadag ve arkadaslarinin yaptiklari çalismada hafif derecede KOAH’li hastalar ile kontrol grubu arasinda KMY ve T skoru açisindan fark saptanmamistir (6). Bunun nedeni, hastalarimizin hafif dereceli, fiziksel olarak aktif, beslenmesi iyi olan hastalardan olusmasina baglanabilir.Hipogonadizm sekonder osteoporoza yol açan nedenlerden biri olup kronik hastaliklarda, orta ve ileri yasta ve ayni zamanda glikokortikoid tedavisine bagli olarak ortaya çikan bir durumdur (2). KOAH’li erkek hastalarda hipogonadizm görülebilecegi belirtilmektedir (7). Çalismamizda da saptanan hipogonadizmin nedeni, hastalarimizin orta ve ileri yasta olmasi ve KOAH gibi kronik hastaligina sahip olmasi olarak düsünülmüstür.Kemik döngüsü belirteçleri, kemik metabolizmasindaki degisikligi göstermekte olup, kemik kaybinin tahmini açisindan faydalidir. Kemik döngüsü belirteçleri, osteoporoz gelisecek olan hastalarin tahmininde kullanilabilmektedir (8). Osteokalsin ve deoksipiridinolin kemik döngüsünü gösteren kemik belirteçleridir. Çalismamizda kemik yapim belirteci olan osteokalsinin kontrol grubuna göre daha yüksek oldugu gösterilmistir. Kemik yikim belirteçlerinden biri olan deoksipiridinolin ise, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamli olmasa da yüksek saptanmistir. Bu durum bize kemik döngüsünün hizlandigini göstermektedir. Bu sonuç, KOAH’li hastalarda osteoporoz açisindan dikkatli olunmasi gerektigi göstermektedir.Malnütrisyonun, osteoporoza yol açan risk faktörlerinden biri oldugu belirtilmektedir (9). Yapilan çalismalarda da düsük VKI’ne sahip olan KOAH hastalarinda kemik mineral yogunlugunun düsük oldugu gösterilmistir (10,11). Bizim çalismamizda ise VKI normal sinirlarda olup, kontrol grubuyla benzer olarak saptanmistir. Ayrica, VKI ile kemik ölçüm degerleri ve biyokimyasal belirteçler arasinda korelasyon görülmemistir.KOAH hastalarinda dispne ve periferik kaslarinda güçsüzlüge bagli olarak egzersiz toleransi azalmaktadir. Egzersiz toleransinda azalma nedeniyle hastalar evlerinde yasamayi tercih etmektedirler (2). Egzersiz toleransinda azalma ve sedanter yasam tarzi D vitamin (vit D) yetmezligine yol açmaktadir. Vit D eksikligi, günes isigindan yeterli derecede faydalanamama ve/ veya diyetle alimin düsük olmasina baglidir. KOAH hastalarinda da vitamin D eksikliginin osteoporozla iliskili oldugu gösterilmistir (2). Vit D düsüklügü, sekonder olarak PTH’da yükseklige yol açabilmektedir. Çalismamizdaki hastalarin aktivite düzeyi kontrol grubuyla benzer bulunmasina karsin, kalsiyum alimlari kontrol grubundan daha düsük saptanmistir. Bu durum, hastalarimizda vit D eksikligine sebep olup, sekonder olarak PTH seviyelerinin kontrol grubuna göre daha yüksek olarak saptanmis olabilir. Ancak çalismamizda vit D seviyelerinin ölçülmemis olmasinin çalismamizin bir eksikligi olarak söylenebilir.Yapilan çalismalarda KOAH’li hastalarda pulmoner fonksiyonlari ile osteoporoz arasinda iliski oldugu belirtilmistir. Bu iliski, pulmoner fonksiyon bozuklugu olan hastalarin egzersiz kapasitelerinin düsmesine ve bu nedenle eve bagimli olmalarina baglanmistir (12,13). Çalismamizdaki hastalarda ise hava yolundaki obstrüksiyon derecesi ile KMY arasinda iliski saptanmamistir. Bunun nedeni, çalismamizdaki hastalarin hava yolu obstrüksiyonun düsük- orta seviyeli olmasi ve hastalarin aktif olmasina baglanmistir.KOAH’li hastalarda nefes darligini azaltmak, obstrüktif durumu iyilestirmek amaciyla sistemik kortikosteroid kullanilmaktadir. Kortikosteroidin solunum fonksiyonlari üzerine olumlu etkileri olmasina karsin osteoporoz gibi çok ciddi yan etkileri de bulunmaktadir. KOAH’li hastalarda uzun süre ve yüksek dozda oral ve/veya inhale kortikosteroid kullaniminin osteoporoza yol açtigi belirtilmistir (1,2). Hastalarimizin sadece % 22.7’si akut KOAH ataklarinda kisa- süreli sistemik kortikosteroid tedavisi almistir. Hastalarimizin hiçbiri düzenli olarak oral ve/veya inhale kortikosteroid tedavisi almadiklari için osteoporozla ile iliskisi tam olarak degerlendirilememistir.Çalismamizin limitasyonlari, hasta grubumuzun sadece erkek hastalardan olusmasi, hasta sayimizin düsük olmasi, vit D degerlerine bakilmamis olmasi olarak sayilabilir. Ayni zamanda, KOAH hastalarin sistemik kortikosteroid kullanimi retrospektif olarak degerlendirilmis olup, sistemik steroid kullanim süresi, steroid dozu tam olarak bilinmemektedir. Glikokortikoidin osteoporoz ve kirik üzerine etkisini arastiran prospektif çalismalara ihtiyaç duyulmaktadir.Sonuç olarak, hafif-orta derecede KOAH hastalarinda KMY saglikli kontrol grubundan farkli olmamasina ragmen, bazi biyokimyasal ve hormonal belirteçlerde farklilik saptanmistir. Kemik döngüsü belirteçlerinde olusan degisiklik ileride gelisecek osteoporozun bir habercisi olabilir. Osteoporoz, KOAH’li hastalarda mortalite ve morbidite degisikliklerine yol açtigi için koruyucu önlemlerin planlanmasi genel saglik politikasi içinde kabul edilmelidir. Bu açidan, osteoporoz açisindan riskli grubun belirlenmesi, koruyucu ve tedavi edici önlemler alinmasi bu yönüyle önemlidir. Çalismamizin sonuçlarinin KOAH hastalarina yönelik hazirlanacak takip ve tedavi kilavuzlari açisindan yararli olacagi düsüncesindeyiz.